Okul bitiyor, işe giriliyor. Kahveler karton bardaklarda içiliyor. Plan yapılıyor. Evleniliyor. Sonra sıraya yeni bir beklenti ekleniyor. Dışarıdan her şey yolundaymış gibi görünüyor, di’mi?
Ama bazen içimizden bir ses geliyor: “Yok öyle yaa.”
Bi Dakka Yaa ilk olarak tam da bu sesten çıktı. Bize “olması gereken” diye anlatılanlarla, gerçekten yaşadıklarımızın birbirini tutmadığı o küçük anlardan.
“Böyle gelmiş, böyle gider.” denilen yerde, “İyiliğin için.” diye önümüze konulanlarda, herkes normal karşılıyorken içimize sinmeyen şeylerde…
Peki sen neye “bi dakka yaa” diyorsun?
Belki her gün kullandığın kaldırımda yürüyemiyorsun.
Belki beklediğin durakta gölge yok.
Belki belediye tuvaletinde ücretsiz pede erişemiyorsun.
Belki bir sokağın neden bu kadar karanlık olduğunu, bir rampanın neden hiçbir yere çıkmadığını ya da toplu taşımanın neden bazı insanlar için hala erişilebilir olmadığını düşünüyorsun.
Belki de fiziksel bir eksiklikten çok; sürekli yetişmek zorunda kalmaya, her şeyi tek başına halletmenin başarı sayılmasına, “iyiliğin için” denilen her beklentiye,
sana normalmiş gibi sunulan ama içinde bir yere oturmayan herhangi bir şeye itirazın var.
İşte bu form onun için var.
Formu nasıl dolduracaksın?
Önce sana “bi dakka yaa” dedirten şeyi anlat.
Uzun uzun yazmak zorunda değilsin. Resmi konuşmana, doğru kelimeleri bulmana ya da meseleyi kusursuz biçimde açıklamana da gerek yok.
Nasıl hissettiysen öyle yaz.
“Bu neden böyle?”
“Buradan herkesin geçebildiğini kim düşündü?”
“Neden buna mecburmuşuz gibi davranıyoruz?”
“Bunun başka bir yolu yok mu?”
Sonra “mümkünse” nasıl değişebileceğini söyle.
Çözümün büyük olmak zorunda değil. Bazen bir ışık, bir gölgelik, bir rampa, ücretsiz bir hizmet, farklı bir düzenleme ya da yalnızca karar verilirken birilerinin gerçekten dinlenmesi yeterlidir.
İstersen fotoğraf ekleyebilirsin.
İstersen anonim kalabilirsin.
İtirazının haritamızda görünüp görünmeyeceğine de sen karar verirsin.
Sonra ne olacak?
Sen içindeki sesi yazacaksın. Biz de o sesleri yan yana getireceğiz.
Çünkü tek başına söylendiğinde küçük görünen bir itiraz, başkalarının itirazlarıyla buluştuğunda bize başka bir şey anlatabilir:
Sorun sadece sende değil. Yalnızca bir yerde de değil. Ve her şey göründüğü kadar yolunda değil.
Bazen insan; hayatı sessize alınca neyi kabullendiğini fark eder.
Bazen de değişim, içinden gelen o ilk cümleyle başlar:
Dedim bi dakka yaaa…